25 Nisan 2012 Çarşamba

Kadın Sağlığı Kanser Teşhisi Hücre Safhasında Yapılacak

Kanser Teşhisi Hücre Safhasında Yapılacakİngiltere'de bir Türk bilimadamının başında olduğu ekip, kanda yayılan kanser hücresi olup olmadığını belirleyecek bir test geliştirdi. Testle, kanser hücresinin sinyali belirlenerek, kansere yol açan genin susturulması hedefleniyor.
İngiltere'deki London Imperial College'de öğretim üyesi olan Prof. Dr. Mustafa Camgöz, ekibiyle birlikte kanser oluşumunu hücre düzeyinde belirleyecek bir test geliştirdi. Testin klinik safhasına geçtiğini söyleyen Camgöz, Dolaşan tümör hücreleri testi, artık laboratuvardan kliniğe girme safhasında. Yüzde 100 güvenle diyebilirim ki, 5 yıl içinde rutinleşir dedi.

Kanser hücreleri normal hücreden farklı olarak kanda çok hızlı hareket ediyor ve hızla vücuda yayılarak hastanın ölümüne neden oluyor.
Geliştirilen test, kanser hücresini ürettiği sinyalden yakalıyor. Test şimdilik meme, akciğer ve prostat kanserinin erken tanısı için deneniyor.

Sinyal İpucu Veriyor
Sinyalin kendilerine yardımcı olduğunu belirten Prof. Camgöz, şunları söyledi: Dolaşan tümör hücrelerini bulunarak bu kanser yola çıkmış mı; kanser türüne göre ameliyat mı ilaç mı, yoksa radyasyon mu olur gerekeni yapalım. Sinyalden geri dönüp proteine, proteinden gene dönüp protein ve geni susturma yolundayız. Sinyal bize ip ucu veriyor, hiperaktiviyeti önleyip kanserin yayılmasını önlüyoruz.

Sihirli Mermi
3. Ulusal Moleküler Tıp Kongresi'ne katılmak için İstanbul'a gelen Mustafa Camgöz 'ün ikinci çalışması ise sihirli mermi adını taşıyor.

Camgöz, Sihirli mermi yolunu bilerek tümörü tanıyan bir mermi. Kan yoluyla vücuda verip tümör üzerine gönderip antikorun tümörü söndürmesini bekliyoruz. Antikora, zarar verici bir molekül bağlayıp tümöre gönderiyoruz bomba gibi tümörü patlatıyor dedi.Kanser Teşhisi Hücre Safhasında Yapılacak

Kadın Sağlığı Domuz Gribi Aşısı Üretildi!

Domuz Gribi Aşısı Üretildi!Amerikalı ve Avustralyalı bilimciler, yeni domuz gribi aşısının tek dozunun yetişkinleri hastalıktan korumak için yeterince güçlü olduğunu açıkladı.


Avustralyalı aşı üreticisi CLS şirketi, deneme aşamasındaki aşının bir doz olarak uygulandığı insanların yüzde 75 ile 96 sının hastalıktan korunduğunun tespit edildiğini belirtti. Aşı etkisini 8 ile 10 günde gösteriyor. Amerikalı bilimcilerin ekim ayında piyasaya sürülecek yeni domuz gribi aşısıyla elde ettiği veriler de aşının insanları hızla korumaya başladığını kanıtlıyor.Domuz Gribi Aşısı Üretildi!

Kadın Sağlığı 7 Yaşındaki Çocuk Kulağıyla Görüyor!

7 Yaşındaki Çocuk Kulağıyla Görüyor!
Yedi yaşındaki Yarasa Çocuk Lucas Murray'ın yaptıkları herkesi şaşırtıyor...


Dorset şehrinde yaşayan yedi yaşındaki Lucas Murray, İngiltere de yarasaların ekolokasyon (ses titreşimiyle yer tespiti) yetenekleriyle çevrelerini algılamasıyla geliştirilen teknikle ilk duyan kişi oldu. Doğuştan görme engelli Yarasa Çocuk lakaplı Murray, sadece dilini şıklatarak ekolokasyon tekniğini uyguluyor. İki yıldır tekniği öğrenen çocuk, ağzıyla kısa ve keskin bir ses çıkarıp yankıya göre karşısında ne olduğunu anlayabiliyor.
Koşuyor, oynuyor
Ekolakasyon tekniği sayesinde görebilen Murray, istediği gibi koşabiliyor, basketbol oynayabiliyor, kayalıklara tırmanabiliyor. Daniel Kish (41) isimli bir görme engellinin eğittiği Murray, Şakırdatma sistemini sevdim, fakat öğrenmesi çok zordu dedi. Ekolokasyon tekniğinde, yarasa, yunus ve balina gibi hayvanların çıkardıkları çok yüksek frekanslı ses dalgalarının, cisimlere çarpıp geri dönmesi yardımıyla yönlerini bulmasını sağlıyor.7 Yaşındaki Çocuk Kulağıyla Görüyor!

Kadın Sağlığı Bilimde Müthiş Buluş!

Bilimde Müthiş Buluş!AIDS virüsünün bulaşmasını önlenmeye yardımcı olacak aşı geliştirildiği bildirildi.

Amerikan ordusu ve Taylandlı yetkililerin Bangkok'ta düzenledikleri basın toplantısında, Tayland'da 16 bin gönüllünün katılımıyla yapılan deney sonucu aşının, ölümcül AIDS virüsünün bulaşma riskini yüzde 31 oranında azalttığı açıklandı.
Yetkililer, dünyanın en kapsamlı aşı denemesi olan deneye katılan 18-30 yaş aralığında, HIV testi negatif olan Taylandlı heteroseksüel kadın ve erkeklerin 3 yıl boyunca takip edildiğini, sonuçta, aşı yapılan 8197 denekten 51'inin, aşı yapılmayan 8198 denekten 74'ünün AIDS virüsü kaptığını belirtti.

Daha önce denenen iki aşının birleşiminden oluştuğu belirtilen aşı, Amerikan ordusunun sponsorluğunda, Amerikan Ulusal Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü ve Tayland Kamu Sağlığı Bakanlığı tarafından yürütülen çalışma sonucunda elde edildi.

Enstitü Müdürü Dr. Anthony Fauci, aşının yolun sonu olmadığına dikkati çekti, ancak elde edilen sonuçtan dolayı çok mutlu olduğunu söyledi. Fauci, "Bu sonuçların geliştirilmesi ve daha etkili bir AIDS aşısı elde edilmesi ihtimali hakkında tedbirli bir iyimserlik içindeyim. Bu yapabileceğimiz bir şey" diye konuştu.

Amerikan ordusunda görevli Albay Jerome Kim de deneme sonucu elde edilen başarı oranının çok yüksek olmamasına rağmen aşının, "güvenli ve etkili bir koruyucu aşı elde edilebileceğinin ilk kanıtı" olduğunu söyledi.
105 milyon dolara mal olan çalışmayla ilgili detaylı bilgilerin ekim ayında Paris'te yapılacak bir konferansta açıklanacağı belirtildi.

Çalışmanın, Tayland'da daha önce bu konuda yapılan çok önemli bir araştırma yüzünden bu ülkede yapıldığı, Tayland hükümetinin de çalışmayı kuvvetle desteklediği bildirildi.

Dünya genelinde her gün 7500 kişi AIDS virüsü kapıyor. 2007 yılında 2 milyon kişi AIDS yüzünden hayatını kaybetti.Bilimde Müthiş Buluş!

Kadın Sağlığı 2009 Nobel Tıp Ödülü Açıklandı

2009 Nobel Tıp Ödülü AçıklandıNobel Tıp Ödülü'ne layık görülen isimler açıklandı. Bu ödüllerden ikisi kanser ve yaşlılık araştırmalarıyla iki kadına verildi.


Amerikalı bilim insanları Elizabeth Blackburn, Carol Greider ve Jack Szostak'ın, kanser ve yaşlanmayla ilgili araştırmaları nedeniyle 2009 Nobel Tıp Ödülüne layık görüldüğünün açıklanmasıyla birlikte, 1901'den beri Nobel Ödülü kazanan kadın sayısı 38'e çıktı.

Avustralya asıllı Amerikalı 60 yaşındaki Elizabeth Blackburn, California Üniversitesinde biyoloji ve fizyoloji profesörü olarak görev yapıyor. Haberi, sabaha karşı saat 02.00'de uyandırılarak aldığını belirten Blackburn, Ödül almak her zaman güzel bir şey. Takdir görmek çok hoş dedi.

Baltimore'deki Johns Hopkins Tıp Fakültesinde moleküler biyoloji ve genetik bölümünde profesör olan 48 yaşındaki Greider de haberi sabaha karşı gelen telefonla öğrendiğini, ödül almanın çok heyecan verici ve beklenmedik olduğunu söyledi.

Tıp dalında bugüne kadar 10 bilim kadını Nobel Ödülü aldı, ancak ilk kez iki bilim kadını aynı anda bu ödülü alıyor.

Nobel kazanan ilk kadın!

1901 yılında verilmeye başlanan Nobel Ödüllerini kazanan ilk kadın Marie Curie olmuştu.
Curie, hem fizik hem kimya alanında Nobel ödülüne layık görülmüştü.
Yıllar içinde toplam 38 kadın, edebiyat ve barış alanında Nobel Ödülü sahibi oldu, ancak şu ana kadar 1969 yılında verilmeye başlanan Nobel Ekonomi Ödülü alan kadın olmadı.2009 Nobel Tıp Ödülü Açıklandı

Kadın Sağlığı Tedavisi En Pahalı 10 Hastalik

Tedavisi En Pahalı 10 HastalikAmerika'nın ünlü ekonomi dergisi Forbes, tedavisi en pahalı 10 hastalığın listesini yayımladı.

Michigan'daki Altarum Enstitü-sü'nde görevli sağlık ekonomisti Charles Roehrig'in hazırladığı listede tedavisi en pahalı hastalık ruhsal bozukluklar. Bu hastalıkların tedavisi de ilaçları da pahalı. Bunu kalp rahatsızlıkları ve kanser takip ediyor.

1. Ruh sağlığı bozuklukları

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 142,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı ise yüzde 6. Alzheimer ve Parkinson hastalığı, depresyon, bunalım ve şizofreni gibi hastalıklar ruh sağlığı bozuklukları arasında yer alıyor. Psikiyatrik bozukluklar için maliyet artışı, faydası sınırlı olmasına rağmen yeni çıkan pahalı ilaçlar ile yükseliyor.

2. Kalp hastalıkları

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 123,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 5. Kalp krizleri halen ülkelerin bir numaralı ölüm nedeni. Ancak, bu hastalığın masrafları düşen bir ortalamada ilerliyor. Çünkü, daha az insan sigara içiyor. Sigara kalp krizi için büyük bir risk faktörü. Kolesterol düşürücü ilaçlar da kalp krizlerini önleyebilir.

3. Travma

Bu hastalığın tedavisine yaklaşık 100,2 milyar dolar harcanıyor. Arabalar artık daha güvenli olmasına rağmen, travma maliyetleri artmaya devam ediyor. Çünkü, her vakayı tedavi etmek için daha fazla para gerekiyor. Bilgisayarlı tomografi taramaları ve diğer teşhis amaçlı testler çok fazla paraya mal oluyor.

4. Kanser

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 99,4 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 7. 1996 yılından 2005 yılına kadar tüm tıp maliyetlerinin artmasıyla tüm kanser tedavilerinin maliyeti de artış gösterdi. Ancak, kolon, göğüs ve prostat kanserlerinin tedavi maliyetleri iki haneli oranlarda arttı.

5. Göğüs hastalıkları

Bu hastalığın tedavisine harcanan miktar 64,6 milyar dolar iken, yıllık artan harcama oranı yüzde 6. Akciğer hastalıklarının bu kategorisinde astım, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) bulunuyor. KOAH'ın maliyetleri, sigara içme oranlarında azalma ve birkaç iyi tedavinin varlığından dolayı yavaş yavaş artıyor.

6. Hipertansiyon

Hükümet bu hastalığın tedavisine yaklaşık 50,2 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Yüksek kan basıncı üzerindeki maliyetler sürekli yukarı doğru tırmanıyor. Çünkü, doktorlar hastaları çoklu ilaçlarla daha saldırganca tedavi ediyor. Bu zaman periyodu boyunca, Norvacs gibi popüler birçok pahalı markalı kan basıncı ilacı bulunuyor. Eğer doktorlar, daha ucuz muadil ilaçlara geçerse, bu maliyetler gelecekte düşebilir.

7. Osteoartrit

Hükümet, bu hastalığın tedavisine yaklaşık 48 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8. Kambur bel çizgisi artritlerin niçin maliyetinin arttığının bir sebebi olabilir. Obezite de artritler için büyük bir risk faktörü. Vioxx ve Celebrex gibi pahalı ilaçların ise 2000 yıllarında tedaviye eklenmesiyle masraflar daha da arttı. Vioxx isimli ilaç, 2004 yılında kalp krizi riskini artırdığına dair bağlantı ortaya çıkınca piyasadan toplatıldı. Pfizer tarafından satılan Celebrex ise toplatılan ilaç kadar popüler değil.

8. Sırt problemleri

Hükümet sırt problemlerinin tedavisine yaklaşık 40,1 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 9. Maliyetin büyük çoğunluğunu omurilik ameliyatları oluşturuyor. Bir nedeni ise sırt ameliyatlarının giderek daha karmaşık ve pahalı olması. Sırt ağrısını tedavi etmek için narkotik ilaçlar daha fazla popüler oluyor. American Medical Association dergisinde yayınlanan bir çalışma, tüm harcamaların insanların daha iyi hissetmesine yardımcı olmadığını göstermiş.

9. Böbrek hastalığı

Hükümetin böbrek hastalığının tedavisi için Şdiği miktar ise yaklaşık 35,9 milyar dolar. Yıllık artan harcama oranı yüzde 13. Diyalizin icadı böbrek yetmezliği tedavisinin biçimini değiştirdi. Böbrek hastalığı için diğer pahalı tedavi ise eritropoietin hormonu (EPO), böbrek hastalarındaki kansızlığın tedavisi için Amgen firması tarafından geliştirilmiş bir ilaçtır.

10. Şeker hastalığı

Hükümet, şeker hastalığının tedavisine yılda yaklaşık 35,8 milyar dolar harcıyor. Yıllık artan harcama oranı yüzde 8 civarında. Yaklaşık 24 milyon Amerikalı şeker hastası varken, Türkiye'de ise bu rakam tahminen 3 milyon 200 bin. Ancak, bu sayı obezitenin yayılmasıyla her geçen yıl daha da artıyor. Maliyetlerin daha yüksek olmamasının nedeni ise şeker hastalığı ölümlerinin birçoğunun kalp hastalığından kaynaklanıyor olması. Bunun maliyeti de ayrı olarak değerlendiriliyor

Makalenin İngilizce yazısına ulaşmak için tıklayın..Tedavisi En Pahalı 10 Hastalik

Çocuklarda Gelişim Geriliği

Çocuklardaki gelişme geriliği ve dolayısı ile yetişkinlerdeki boy kısalığının nedeni yaygın kanıya göre genellikle yetersiz protein+kalori alımıdır. Bildirildiğine göre tüm dünyadaki okul öncesi çocuklarda % 60 oranında değişen derecelerde malnütrisyon söz konusudur. Yetersiz beslenme büyüme ve gelişme dışında, fiziksel aktivite, mental uyanıklık ve enfeksiyonlara karsı direncide etkilemektedir. Malnütrisyon, intellektüel gelişim üzerine etkileri yönünden tartışılabilir bir özellik taşıyor ise de çoğu kronik hastalıkların seyrinde görülen gelişme geriliği açısından oldukça anlamlı bir faktör özelliği taşımaktadır.

Bir teze göre 6 aylıktan küçük çocukların yetersiz beslenmelerinin sonuçları olarak beyin gelişimin olması gerektiğinin altında çıktığıdır. Diğer yandan ise bebeklerdeki yetersiz gelişimin nöronal değil, glial elementleri etkilediği ileri sürülmektedir.

Ilımlı derecedeki kronik bir malnütrisyonun iskelet yaşı ve boyun sınırlı bir şekilde geri kalmasına ve bunun akabinde yetersiz büyümeye ve gelişmeye, boyun sınırlı bir şekilde geri kalmasına yol açtığı bilinmektedir.